22 Mar

Enneagram Tip 2 / Yardımsever'in Hikayesi

Enneagram Tip 2 / Yardımsever'in Hikayesi

Tip 2 olarak yardımsever bir kişilik olan Mümtaz Bey, yirmi yıldır mali müşavirlik firmasını yönetiyor. Şirketi oldukça başarılı olmasına rağmen, Mümtaz Bey şirketini on çalışanın olduğu bir şirketin ötesine taşıyamamıştı.

Enneagram'ı kendisi için bir çerçeve olarak kullanan Mümtaz Bey bir iki olarak yeni müşterilere ulaşmaktansa mevcut müşterileriyle olan ilişkilerine odaklandığını ve onları memnun etmeye çalıştığının farkına vardı. Müşterileri tatmin olduğunda, güçlü bir ferahlama duygusu hissettiğini fark etti. Müşterilerinin sorunları olduğunda, onlardan aldığı negatif enerjiyi çoğu zaman kendi iş dışındaki yaşamına da yansıtmaktan kendini alamıyordu.

Şirketi bir türlü daha ileriye taşıyamadığını sürekli düşünüyordu. Ancak bunun sebebini bir türlü anlayamıyordu. Ancak Mümtaz Bey’in iş dışında enerjisinin kaynağı olan başka faktörlerde vardı.

Mümtaz Bey’in sekiz yıldır Selma ile mutlu giden bir evlilikleri vardı. Sekiz yıldır neredeyse hiç birbirlerinden ayrı kalmamışlardı. Çünkü Mümtaz Bey yalnız kalmaktan hiç hoşlanmıyor. Hatta nefret ediyordu. Eşi Selma Hanım’da evlendikleri günden bu yana bu duruma çok iyi bir şekilde uyum sağlamıştı. 

Bir gün Selma Hanım’ın işi gereği dört günlük şehir dışında bir konferansa yalnız gitmesi gerekti. Selma eşi ile yaptığı uzun tartışmaların ardından, mümtaz Selma’nın konferansa gitmesinin iyi bir fikir olduğuna sonunda ikna oldu. Çünkü konferansın Selma için ne kadar önemli olduğunu biliyordu ve onun mutlu olmasını çok istiyordu. Kendisi için ne kadar zor olacağını bilmesine rağmen bu ayrılığın kendisi için de iyi olabileceğini kendini ikna etti.

Sonunda Selma konferans için Ankara’ya gitti.  Ayrılıklarının ilk gecesinde Selma, Mümtaz’ı aramadı. Onun biraz yalnız kalmasını istiyordu. Tabi birazda yalnız kalmanın tadını çıkarıyordu. İkinci akşam Mümtaz’ı aradı ve neler yaptığını sordu. Mümtaz, “Yalnız kalmaktan o kadar keyif alıyorum ki… bu arada uzun zamandır görüşemediğim üniversiteden arkadaşlarımı bile aradım.” dedi.

Selma, “Mümtaz, bu gerçekten yalnız olmak değil ki! Neden her zaman etrafında birilerini bulundurmak zorundasın?” diye sordu.

Selma’nın bu sorusu Mümtaz’ı çok şaşırttı. Kendisini bu konuda savunmasına rağmen Selma’nın sözleri bu konu hakkında ciddi olarak düşünmesine sebep oldu. Uzun uzun bu konu üzerinde düşünmesinin ardından gerçekten yalnız kalmaktan endişe duyduğunu ve her zaman yanında birisi olması için çabaladığını fark etti. Diğer insanların onun hakkındaki olumlu bakış açılarına o kadar çok ihtiyaç duyuyordu ki etrafında kimse olmadığında kendini iyi hissedemediğini gördü. Kendisiyle yaptığı bu yüzleşme sonrasında kendini daha iyi tanımak için hafta da iki saat yalnız kalma kararı aldı.

İlk haftalar bu yalnız zamanlarında ne yapacağını tam olarak bilemedi. Ancak bir süre sonra kendini yarım ve eksik kalmış hissetme duygusu kaybolmaya başladı. Birkaç hafta sonra bu yalnız kaldığı zaman dilimlerini dört gözle beklemeye başlamıştı. 

Bu gelişim Mümtaz’ı sadece bir kişi olarak güçlendirmekle kalmadı. On ay içerisinde yöneticisi olduğu firmanın çalışan sayısını on beşe, gelirini iki katına çıkardı.

Bu süreçte gereğinden fazla müşterilerinin mutluluğuna odaklandığını fark etti. Örneğin onları kontrol etmek ve memnuniyetlerinden emin olmak için haftalık olarak aramalar yapıyor, hatta onlarla buluşmalar düzenliyordu. Bu aşırı müşterilerini memnun etme telaşı yeni müşteri bulmak için ayırması gereken zamanından çalıyordu. Artık eski müşterilerini sadece ayda bir kez arıyor artan zamanını yeni iş geliştirmek için harcıyordu.

Bu arada Mümtaz işlerin iyi gittiğinden emin olmak için çalışma arkadaşlarıyla sosyalleşmek için çok fazla zaman ayırdığını fark etti. Çalışanlara karşı olan davranışları onların çalışma sırasında kendisine daha fazla bağımlı olmasına sebep olmuştu. Mümtaz onlarla olan etkileşimini yarı yarıya azaltınca ekibi öncesine göre daha fazla inisiyatif almaya başladı ve daha başarılı oldu.